
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sırbistan’da gümrükte el konulan parayla ilgili kritik bir karar verdi. Strasbourg’daki mahkeme, Rifat Prenča v. Serbia (Başvuru No: 48725/12) davasında, Sırbistan’ın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1 No’lu Ek Protokolü’nün 1. maddesini (mülkiyet hakkı) ihlal ettiğine hükmetti.
21 Yıl Süren Hukuk Mücadelesi
Davacı Rifat Prenča, 2003 yılında Sırbistan’a giriş yaparken yanında taşıdığı 39.500 euroyu beyan etmediği gerekçesiyle gümrük yetkililerince parasının büyük kısmına el konuldu. Ülke içindeki mahkemelere yaptığı itirazlardan sonuç alamayan Prenča, 2012 yılında AİHM’e başvurdu.
Yaklaşık 21 yıl süren hukuk mücadelesinin ardından, AİHM 7 Ekim 2025 tarihli kararında, Sırbistan’ın mülkiyet hakkını ihlal ettiğini belirtti.
AİHM: “El Koyma Orantısızdı”
Mahkeme, Sırbistan’ın el koyma işlemini orantısız ve aşırı buldu. Kararda şu ifadeye yer verildi:
“Devletin uyguladığı tedbir, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında adil dengeyi sağlamamıştır.”
AİHM, devletin gümrük mevzuatı çerçevesinde beyan edilmeyen paraları kontrol altına almasının meşru olduğunu, ancak paranın tamamına el koymanın “cezalandırıcı bir nitelik taşıdığını” ve mülkiyet hakkının özüne zarar verdiğini vurguladı.
Mahkeme bu nedenle, Sırbistan hükümetinin başvurucuya el konulan 39.500 euronun tamamını ve yasal faizlerini ödemesine karar verdi.
Beyan Edilmeyen Paraya El Konulabilir mi?
Karar, sıkça tartışılan bir konuyu da yeniden gündeme taşıdı:
Bir yolcu beyan zorunluluğunu ihlal ettiğinde devlet paraya el koyabilir mi?
AİHM’e göre:
Evet, devlet kara parayı, suç gelirini veya finansal manipülasyonu engellemek için denetim yapabilir.
Ancak beyan edilmemiş para otomatik olarak “suç geliri” sayılmaz.
Dolayısıyla, yalnızca beyan edilmedi diye bir kişinin parasına tamamen el konulması orantısız bir müdahaledir.
Mahkemeye göre doğru yaklaşım, para cezası veya makul bir kesinti gibi daha hafif önlemler uygulamak olmalı.
Bu yönüyle Prenča kararı, gümrük uygulamaları açısından Avrupa genelinde yeni bir standart getiriyor.
Tüm Avrupa Ülkelerini Bağlayan Bir Emsal
Prenča kararı, Avrupa Konseyi’ne üye 46 ülke için bağlayıcı içtihat niteliği taşıyor.
Bu ülkeler arasında Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Hırvatistan ve diğer Balkan ülkeleri de bulunuyor.
Bundan sonra bu ülkelerin:
Gümrükte el koyma kararlarını “orantılılık ilkesi”ne göre yeniden düzenlemeleri,
“Sadece beyan edilmedi” gerekçesiyle paranın tamamına el koymaktan kaçınmaları gerekiyor.
Aksi takdirde, AİHM bu tür davalarda yeniden ihlal kararı vererek devletleri tazminata mahkûm edebilir.
Kararı Göz Ardı Eden Ülkeleri Ne Bekler?
AİHM kararları Avrupa Konseyi tarafından zorunlu olarak uygulanması gereken hükümler arasındadır.
Bir ülke bu kararı dikkate almazsa:
O ülke hakkında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi nezdinde “ihlal süreci” başlatılabilir,
Devlet, uluslararası denetim ve siyasi baskı altına girer,
Gerekirse ülkeye karşı ek yaptırımlar ve takip prosedürleri uygulanabilir.
Uzmanlara göre Prenča kararı, özellikle Doğu Avrupa ülkelerinde sık görülen “gümrükte tam el koyma” uygulamalarının sonunu getirebilir.
Sonuç: Yeni Dönemin Başlangıcı
Bu karar, AİHM içtihadında “beyan edilmeyen paranın tamamına el koyma” anlayışını kökten değiştirdi.
Artık hiçbir ülke, sadece beyan edilmedi diye bir vatandaşın tüm parasını alamayacak.
Devletler, cezayı makul bir orana indirecek; vatandaş ise hakkını mülkiyet özgürlüğü temelinde koruyabilecek.
Prenča kararı, Avrupa’da birey-devlet ilişkilerinde adil denge ilkesini yeniden hatırlatan,
ve bundan sonra yüzlerce benzer dava için emsal teşkil edecek tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Kaynaklar:
HUDOC – Prenča v. Serbia (Başvuru No: 48725/12, Karar Tarihi: 7 Ekim 2025)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, 1 No’lu Ek Protokol, Madde 1
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Uygulama İzleme Belgeleri (2025)
Yazar: Abdulsamed Veli, Genel yayın yönetmen yardımcısı.