İsrail ve Türkiye karşı karşıya mı geliyor?
Yazar: Abdulsamed Veli

Ortadoğu’da dengeler hızla değişirken, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilim yeni bir boyuta taşınıyor. Son gelişmeler, iki ülke arasındaki diplomatik kopuşun yalnızca siyasi söylemlerle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda askeri ve stratejik alanlara da sirayet ettiğini gösteriyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarını “varoluşsal tehdit” olarak nitelendirmesi, ilişkilerde geri dönüşü zor bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Gazze’de yaşanan gelişmeler sonrası Ankara’nın sert tutumu, Tel Aviv yönetiminde ciddi bir güvenlik endişesi oluşturmuş durumda.
Öte yandan Türkiye cephesi, bölgesel politikalarında kararlı bir duruş sergiliyor. Ankara, hem diplomatik hem de askeri kapasitesiyle yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte etkili bir aktör olma iddiasını sürdürüyor. NATO üyeliği, G-20’deki konumu ve gelişen savunma sanayii, Türkiye’yi denklemde vazgeçilmez bir güç haline getiriyor.
Mevcut tablo, doğrudan bir savaş ihtimalinden ziyade “düşük yoğunluklu çatışma” ve vekil unsurlar üzerinden yürütülebilecek bir rekabete işaret ediyor. Suriye sahası ise bu gerilimin en kritik temas noktalarından biri olarak öne çıkıyor. Burada yaşanabilecek herhangi bir yanlış hesaplama, bölgesel çapta daha büyük bir krizi tetikleyebilir.
Türkiye’nin askeri gücü, teknolojik atılımları ve stratejik konumu göz önüne alındığında, bölgede hiçbir İsrail komşusuyla kıyaslanamayacak ölçekte bir kapasiteye sahip olduğu sıkça vurgulanıyor. Kara, hava ve deniz kuvvetlerindeki modernizasyonun yanı sıra yerli savunma sanayi projeleri, Türkiye’yi sahada bağımsız hareket edebilen nadir ülkelerden biri haline getiriyor.
Sonuç olarak, Ortadoğu’da yeni bir “soğuk savaş” atmosferinin oluştuğu yönündeki değerlendirmeler giderek güç kazanıyor. Türkiye ile İsrail arasındaki bu sert rekabetin nasıl evrileceği ise, yalnızca iki ülkeyi değil, tüm bölgesel dengeleri doğrudan etkileyecek potansiyele sahip.
Yazıyı kaleme alan, araştırmacı gazetecimiz Abdulsamed Veli.